-- #Film ve Dizi

Aquaman – James Wan

James Wan’i yönetmenliğini yaptığı, Fantastik yapımlar arasında bir klasik olarak nitelendirilen, “Aquaman” filmi, Warner Bross etiketiyle 2018 yılında vizyona girmişti. 2 saat 24 dakikalık bir süreyle izleyici karşısına çıkan, Aquaman filminin baş rolünü Game Of Thrones dizisiyle ünlenen Dothraki’lerin lideri  Jason Momoa oynadı. Diğer yan karakterler ise en az başrol kadar dikkat çekici… Karakter evreni, Nicole Kidman‘ın canlandırdığı “Atlanna”… Amber Heard’ın canlandırığı “Mera” ve Patrick Wilson’ın canlandırdığı “Ocean Master”‘dan oluşuyor.

Aquaman DC evrenine ait bir çizgi roman olarak 2011 yılında ortaya çıktı. Yazarı, Geoff Johns. Çizerleri ise Ivan Reis ile Paul Pelletier… Detaylı bilgi almak ve Aquaman çizgi romanını okumak için bu siteye göz atabilirsiniz.

Şimdi filmi izlerken aldığım kısa notları paylaşmak istiyorum:

Negatif etkiler:

  • Aquaman ile annesi Atlanna’nın yıllar sonraki kavuşma sahnesi daha içten ve samimi olabilirdi. (Sanki sadece 1 aydır annesini görmemiş gibi bir tavrı vardı. Belki de duygu yoğunluğu ve anne-oğul ilişkileri Türk yapımlarında daha güzel tasvir ediliyordur. Ben öyle hissetmiş olabilirim..)
  • Hikayedeki bazı geçişler çok seriydi. Mekanlar arasında çok hızlı geçişler vardı.
  • Zoraki bir şekilde ortaya çıkarılan “Kötü Adam”… Böyle bir ihtiyaç varmışcasına, gereksiz bir “kötü adam” olarak karşımıza eski korsan Vatoz çıkıyor. Vatoz, babasının, Aquaman tarafından ölüme terk edilmesi sebebiyle –ölmeyi sonuna kadar hak etti– Kara Murat gibi Aquaman’in peşine düşüyor… Bir şey de yapamıyor. Anti kahraman deseniz değil… Saf-i rüzgar, ayak bağı..  Hikaye içinde hikaye. Asıl odaktan uzaklaştırıyor.
  • Mera’nın aniden Ocean Master’ı bırakıp Aquman’e neden kaçtığını hala anlamadım. O kadar büyük kötülükleri, zulümleri olan bir kral değildi. En basitinden bir Got evrenindeki Joffrey değildi… Mera, birden ağanın zengin oğluna kaçan köyün güzel kızı gibi ortadan kayboldu.
  • Kralın altın mızrağını koruyan garabeti ikna etmesi çok mu kolay oldu ne? Okyanus sakinleri, olayların konuşarak çözüleceğini bilselerdi savaşçı yerine istişare heyeti yollarlardı sanırım 🙂
  • Aquaman karakteri, mezgitlere, çinekoplara, köpek balıklarına hükmediyor da bir karşı tarafın askerlerine hükmedemiyor. Burası da ilginç. Böyle yüksek kabiliyeti varsa neden sınırlı? Bütün bir deniz alemine hükmedebilmeliydi…

Pozitif etkiler:

  • Trench’lerin Aquman’la Mela’yı gemide yakalamaya çalıştıkları sahne… Aquaman’le Mela ağır çekimde denize atlıyor ve muhteşem bir grafik şölen sunuluyor. Harika… (Dakikasını hatırlayamadım.)
  • Kurgulanan evren çok hoş… Çok özgün… Başarılı buldum.
  • Başrol oyuncusu Jason Momoa’nın bir fantastik film kahramanı olması gerekiyordu. Bu zorunluluk vardı ve bu Aquaman yönünde oldu. Yakıştı da diyebilirim. Fantastik yapımlar sağlam bir karakter kazandı.
  • Bence fantastik bir başarıdan ziyade, romantik bir başarı söz konusu. Bu film, öncelikle bir aşk filmi…
  • Atlanna’yı kıyıda baygın bulup, ona aşık olan bir de çocuk dünyaya getiren, Aquaman’in dünyalı babası Thomas Curry, Atlanna kaybolduğundan beri her sabah rıhtıma inip gelmesini onun bekliyor. Bunu yıllarca tekrarlıyor. Her seferinde umutsuzlukla rıhtıma doğru ağır adımlarla gidiyor ve geri dönüyor… Çok büyük etki uyandırdı bende, çok hoş..

Özetle… İzlenir.. Fantastik sahada diğer yapımlar arasında çok büyük bir yeri yoktur ancak Aquaman de bir klasiktir artık…

Yorum Yap

Yorum