Bir İnceleme: Okul Müdürü ve Yardımcısı Arasındaki Kavga

Haber metni şu şekilde:

“Antalya’nın Konyaaltı ilçesinde, Gazi Mustafa Kemal İlkokulu Müdürü E.K. ile yardımcısı Y.Ç. arasında uzun süredir devam eden anlaşmazlık, okulun diğer yöneticileri ve öğretmenlerinin yer aldığı WhatsApp grubunda da devam etti. Gece grupta tartışmaya devam eden E.K. ile Y.Ç., iddiaya göre, ‘Polise haber vermemek koşulu’ ile çorbacının önünde buluştu. Okul müdürü ve yardımcısı, burada tartışmanın ardından yumruklaşarak kavga etti.”

Kaynak: https://www.haberturk.com/okul-muduru-ve-yardimcisinin-yumruklu-kavgasi-kamerada-2397649

Toplumsal olayların, adli meselelerin sıkça yaşandığı bir ülke olmamız sebebiyle şiddet içerikli haberler medyada sıkça yer bulmaktadır. 9 Mart tarihinde de çeşitli internet sitelerine düşen bir şiddet olayı yer almaktaydı. İddialara göre Konyaaltı ilçesinde bulunan bir okulda, yönetici ve yönetici yardımcısı whatsapp üzerinden büyük bir tartışmaya girişmiş ve sonrasında bir yerde buluşarak konuyu şiddetle çözmeye çalışmışlardır. Bu tartışmanın mahiyeti hakkında teferruatlı bir bilgimiz olmasa da sonrasında yaşanan olaylardan, tartışmanın vehameti ortaya çıkmaktadır. İki idari amirin, ast-üst ilişkisi olan, bir okulun yönetimine talip olmuş iki insanın, herkesin önünde yaşadığı bir tartışma ve sonrasında medya organlarına kadar düşen bir kavgaya şahit olduk.

Yönetimin en önemli süreçlerinden bir tanesi de iletişim sürecidir. İletişim bütün süreçlerin harcı konumundadır. Planlamanın, karar vermenin yahut örgütlemenin başlangıcı iletişimledir. İletişimin açık ve doğrusal olduğu yerlerde krizler doğru yönetilir. İletişimin informal, ikincil kanallar ve aracılarla sağlandığında ise krizlerin içerisinden çıkılması bir hayli güçtür. Olayın muhattabı olan iki yöneticinin haklılığı, haksızlığı bir kenara, ilgili okulda büyük bir iletişim ve yönetim krizi olduğu ortadadır.

Bu krizlerin yönetimsel olduğu kadar “kişisel” unsurlar içerebileceği de göz önünde bulundurulmalıdır. Çünkü çalışma örgütleri, belirli bir örgütsel amaç etrafında toplandığı kadar örtük, gizil amaçlar da taşımaktadır. Bunun ötesinde çalışma ortamına yansıttığımız farklı, girift iş değerleri de mevcuttur. Bu iş değerleri çoğu zaman öngörülemez ve kontrol edilemez mahiyettedir.

Yöneticilerin arasında yaşanan problemlerin çözülemez bir hal alması ve bir “kavgayla” çözülmeye çalışılması, krizin içerisinde  “kişiselliğin” önemli bir etkisi olduğunu göstermektedir. Eğitim ortamlarında, yakın teması olan iki yönetim insanının, aralarındaki problemi çözemeyerek, kavgaya tutuşmasında bir üst birimlerin de sorumluluğu olduğunu düşünmekteyim. Çünkü bu tarz krizlerde her zaman ilk sinyaller vardır ve bu sinyaller her zaman birilerinin dikkatini çeker. Bu sinyallerin algılanamaması yahut üzerinin örtülmesi her zaman büyük krizlere davetiye çıkarır.

Bu krizin sonunda olayların basına yansıdığını ve infial yarattığı göz önünde bulundurduğumuzda, bu yönetim krizinin soğukkanlılıkla çözülebilmesini de çok olası bulmamaktayım. Bu işin adli tarafı mahkemeleri ilgilendirirken, yönetim noktasında ise bölge milli eğitim teşkilatlarına çok iş düşmektedir. Medyanın ve linç kültüründen beslenen bir takım kitlenin öfkesini dindirecek ve üst birimleri temize çıkaracak bir hareket oldukça çiğ duracaktır. Sürecin sonucunda hakkaniyetli bir soruşturma ve bu soruşturmanın sonucunda yöneticilerin “sulh” içerisinde işlerine devam edecekleri bir ortam yaratması gerekir. Ayrıca ilgili kişilerin yönetim yeterlilikleri doğal olarak tekrardan gözden geçirilmeli ve krizden olumlu dersler çıkarılması gerekmektedir. Bu tarz krizlerin, tüm milli eğitim teşkilatları için bir fırsat ve bir tecrübe olduğunu düşünmekteyim.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir