Bize Göre – Ahmet Haşim

Okuma Notları • 2 hafta önce

Seo (Search Engine Optimization) ile ilgilenenler bilir, bir internet blogu yazısının Google tarafından en üst sıralarda indexlenebilmesi için minumum 400 kelimelik bir içeriğe sahip olması gerekir. Bu yazılı bir kural olmasa da yaygın bir kural olarak kabul edilir. 400 kelime, bir yazının ideal sürede okunabilmesi ve bu sürede gereken bilginin alınabilmesi için hesaplanmış özel bir sayıdır. O sebeple internet içeriklerinin hazırlanılmasında görünmez bir “400 kelime” kuralı vardır.

İnternette yaptığımız aramalarda çıkan haber siteleri, lafı dolandırıp dolandırıp dururlar. Örnek, “Sabah namazı saat kaçta?” yazdığınız takdirde net bir cevap alamazsınız. Yahut “Fenerbahçe-Galatasaray maçı saat kaçta?” yazarsanız da aynı şekilde. Karşınıza çıkan sitelerde 400 kelimeye yakın bir içerik görürsünüz ve içerisinden bilgiyi ayıklamanız gerekir. Çünkü bu Google aramaları için önemli bir parametredir.

Konuyu Ahmet Haşim’in “Bize Göre” adlı kitabına getireceğim. Pardon, bloguna diyecektim! Eleştirmenler her ne kadar Bize Göre’yi “Deneme” türünde yazılmış bir kitap olarak değerlendirseler de ben açıkçası, edebi olarak kabul görmemiş bir yazım türü olan “Blog Yazıları” olarak değerlendirdim. Bize Göre’yi, deneme türü gibi okuru merkezde tutan ve bir gündemi, bir meseleyi yazarın kendi kanaatine göre değerlendirmesinden ziyade, blog yazıları gibi kendi suyunda kaynayan, büyük iddialar taşımayan ve tarihe şerh düşme maksatlı yazılan yazılar olduğunu düşünüyorum. Tabi kime göre, neye göre? Ben de cevabımı Ahmet Haşim gibi vereyim “Bize Göre”. Göreceli bir bakış açısı olduğunu kabul etmem gerekir.

Bize Göre, Ahmet Haşim’in çeşitli konularda yazdığı yer yer farklı, yer yer şaşırtıcı ve bazen de yüzeysel fikirler barındıran denemelerinden oluşan sade bir eser. Ahmet Haşim’in şiirlerinin aksine, okumayı kolaylaştırıcı bir düz yazı anlayışıyla hareket ettiğini belirtmek gerekir.

Kitabı bir gün gibi kısa bir sürede bitirdim. Denemeler su gibi akıyor, desek yanılmış olmayız. Kitabın içindeki denemeler çok çeşitli kategorilerde yazılmış ancak aynı zamanda Ahmet Haşim’in düşünce sistematiğine dair sabit ipuçları da veriyor.

Haberi olduğunu düşünmesem de Ahmet Haşim, yazıları 400 kelime prensibine uygun olarak yazmış. Yazılarda meselelerin asıl vurucu kısmına odaklanmış. Olabildiğince özlü ve net içeriklere sahip.

Yazılar hem kişisel hem de insanların ilgisini çekecek nispette içeriklerden oluşuyor. Tıpkı kişisel bloglar gibi. Sanırım ki Ahmet Haşim, bu kitabı yazarken geniş bir okur kitlesine ulaşma kaygısıyla hareket etmemiş. Kendi edebi hayatında yer tutmasını istediği fikirlerini bir vesika haline getirmeyi amaçlamış. Hatta bunun kanıtı nispetindeki bir alıntıyı da paylaşmak isterim:

Bu adam, zevklerini başkalarına satmak üzere tatmıyor. Bu nedenle onun saf ve temiz samimiyeti dikkate alınmalı.” sf. 125

İyi okumalar!