-- #Düşünce

Fikirsel Derinlik ve İfade Güçlüğü

Üzerine epey düşündüğüm bir meseledir. İnsanın fikirsel derinliği arttıkça yaşamsal tüm durumlara karşı daha metotsal yaklaşıyor. Aslında bu yaklaşım bir makine, bir sistem yahut sabit bir nesne için makul ve anlaşılır karşılanabilir. Kurduğunuz sistemin, ürettiğiniz makinenin sistemli ve disiplinel bir şekilde çalışmasını beklersiniz. İhtimallere gerek duymadan, tüm olasılıkları devre dışı bırakmak istersiniz. Oysa insanda sistemli bir düşünüş gündelik hayat için oldukça zorlayıcıdır.

Belirli bir fikirsel derinliğe ulaşan insanların ifade tarzlarına dikkat ediniz. Konuşurken doğum yapar gibi, büyük bir zorlukla cümleler ağzından çıkar. Bu düşünceleri çekip çıkartmak için beyninin en ücra köşelerini dahi kullanmak isterler. Çoğu zaman ilmi bir toplantıda yahut bir mecliste bu ifade anlayışı, dinleyicilere fayda veren bir ifade anlayışıdır. Oysa gündelik hayatta zorlayıcı bir tarafı da vardır.

Bu ifade tarzı, “su içmek istiyorum” gibi gündelik bir ifadede kendini gösteremez ama ciddiyeti fazla olan bir konuda yahut karşınızda algılayışı yüksek bir insan olduğunda daha farklı şekillerde tezahür eder.

İsmet Özel, Dücane Cündioğlu, Vedat Milor yahut İlber Ortaylı… Bu saydığım kişiler, yüksek ilim sahibi insanlar.. En basit cümleleri dahi kurarken ki yüz ifadelerine bakınız. Ne kadar da zorlanıyorlar. Fikirlerini hakkıyla ifade etmek istediklerine eminim… İşte sanırım ki fikrin haysiyeti yüksek olunca dilde çabuk çözülmüyor.. Bir de siyasilerin diline bakınız. Cümleleri o kadar güzel sıralarlar ki insan büyülenir gider…

Ancak sanıyorum ki yüksek ve derinlikli fikirlerin gündelik yaşantıda ifadesi zordur. Daha basit ve yüzeysel bir üslup gündelik hayatı kolaylaştıracaktır..

Yorum Yap

Yorum