Hâkim Gerçek ve Hakiki Gerçek

Düşünce • 1 hafta önce

Bazen “hâkim” olan ile “hakiki” olan gerçekleri birbirine karıştırdığımızı düşünüyorum. Bazen genel kabul görmüş, herkes tarafından benimsenmiş gerçekler, tam manasıyla gerçek sayılmayabilir. Sayılmayabilir diyorum çünkü hâkim olması ve benimsenmiş olması ona hakiki bir gerçeklik statüsü veremez. Hakiki gerçeklik çok farklıdır. Çoğu zaman yaygın bir kabul gerektirmez. Azınlıktır. Biriciktir ve kılıç gibi keskindir.

Gerçeğin net bir tanımını yapmak oldukça güç. Gerçeklik nesnel yönler barındırdığı gibi, düşünsel yönler de barındırır. Misal okyanusların fersah fersah altında yaşayan, daha önce hiç görmediğimiz bir balık türü olduğunu düşünelim. O balık, bu satırları okumadan önce nasıl bir gerçekliğe sahipti? Aklımızla ilintili hale geldiği için birden gerçeklik payesini edindi. Aklımızda, şuurumuzda yer etmeyen bir durum ne denli gerçek olabilir?  Tasavvufi bir gözle bakarsak gerçeği farklı algılarız. Darvinci görüşe göre farklı, materyalistlere göre farklı.. Descartes farklı yorumlar, Kant farklı yorumlar. Asya toplumları farklı, Batı toplumları farklı yorumlar. Aslında felsefe biliminin odaklandığı bir konudur. O sebeple daha derinlere inmeden “anlam” boyutuyla anmak kafidir.

Bazen hâkim gerçekler hayatımızda o kadar çok yer ediniyor ki bu gerçekleri hakiki gerçeklermiş gibi algılıyoruz. Bu biraz da zaman mefhumuyla ilgili bir mesele elbet. Değişen zaman, değişen insan, değişen teknoloji, araç, gereç vs. her şey gerçekliği de değiştiriyor. Zaman, gerçeği değiştiriyor diyebiliriz. Yahut gerçek, zamanı mı değiştiriyor?