Hoefler&Co ve Typography Sanatı

Dijital Yaşam, İzleme Notları • 2 hafta önce

Netflix’te “Abstract: The Art of Design” isimli, Türkçe çevirisiyle “Soyut Düşünce: Tasarım Sanatı” adlı bir belgesel izledim. Bu belgeselde en çok dikkatimi çeken bölüm, Jonathan Hoefler ve kendi kuruluşu olan “Hoefler&Co” atölyesinin “Typography”, üretimine dair deneyimlerini paylaştığı bölüm oldu. Oldukça ufuk açıcı bir belgesel olduğunu söylemek isterim.

Tasarım konusunda denk geldiğim ne varsa okurum ve gelişmeleri takip ederim. Ancak tasarım tekniğine dair edindiğim bir çok fikri, uygulamaya koyacak düzeyde araç kullanabilme becerimin olmadığını da kabul etmem gerekir. Ancak “tasarım” benim için “ölümcül” önemde bir konudur. Attığım her adımda, düşüncemde, kalemimde, işim ve iletişimimde tasarım hep yer almıştır. Belli bir ahenk ve çizgi temelinde kurgularım her şeyi.. Okulda ders anlatırken kullanacağım sunumun içeriğinden çok tasarımına zaman harcadığımı itiraf etmeliyim. Yahut kırtasiyede alacağım 3–5 tl’lik tükenmez kalem için yarım saat, tüm kalemleri taradığımı bilirim… Başka bir örnek, Tasvirler’i kurduğumdan beri 10 kere tema, 30 kere yazı fontu ve favicon değiştirmişimdir. O son mükemmel noktayı bulana kadar da devam edeceğe benziyor… Kabul ediyorum ki -kontrollü de olsa- obsesif derecede bir tasarım takıntım/tutkum var.

O yüzden Jonathan Hoefler’ı yeni yeni tanımama rağmen abartısız söylüyorum, yetenek ve öngörüleriyle benim gözümde bir “şeyh” konumundadır. -kızmayın- Belgeselin giriş kısmında Hoefler, yolda yürürken çeşitli tabelalara bakarak, yazı fontlarının inceliklerinden ve birebir teknik isimlerinden bahsediyor. Tabi ben ağzı açık izlerken, bu bilgi düzeyinin sanki sadece ona bahşedilmiş sihirli bir tılsım olduğu hissiyatına kapılıyorum.

Hoefler, belgeselin ilerleyen kısımlarında eski kol saatlerini tarıyor. Saatler 70/80/90 dolaylarında… Bu saatlerden yeni bir tipografi üretmeye çalışıyorlar . Saatteki “4” rakamının eğimine ve köşeli yapısına dair uzun bir sohbete girişmeleri bile bu işi çok ciddiye aldıklarının göstergesi… Bunca malumat, bir insan için fazla değil mi?

Belgeseli seyrederken dikkatimi çekti. Eski saatler, typographic açıdan daha başarılı sanki.. 2000 ve 2010 arası tasarım akımlarında ruhsuz ve ucube örnekler söz konusu. Yine 1930–1990 arası ise inanılmaz sadelik ve karakteristik yapılarıyla daha tesirli tasarım anlayışları görüyoruz. Bu tasarımlara “Vintage” tasarımlar diyebiliriz. Bu unsurlar, ikonikleşmiş yapılarıyla hala beynin “estetik” noktasını uyarabiliyor. Kendimi bu anlayışla dizayn edilmiş her sistemde güvende hissettiğimi söylemek isterim.

Hoefler’ın font hizmeti verdiği “typography.com” domainiyle bile zihinde bir ferahlık oluşturuyor. Son derece “niş” ve adrese teslim bir domain. Fazlası yahut eksiği yok. Bir tasarımda olması gerektiği gibi… Ek olarak seçilen bu domainden Hoefler ve ekibinin; işlevsel, sistemsel ve sadelik yanlısı bir tasarım felsefesine dayandığını anlıyor insan…

Alanında çok kıymetli bir isim olması sebebiyle, tanımak memnuniyet vericiydi. Ufuk açtı. Hoefler’a methiyelerim bu kadar.