Kitap Evi – Enis Batur

Okuma Notları • 2 hafta önce

Son zamanlarda okuyabilecek yeni kitap bulmakta zorlandığım için tekrardan kendi öz kaynaklarıma, kütüphanemin el değmemiş noktalarına odaklanmaya karar verdim. Kapağına göz gezdirdiğimde zihnimde bir şeyler canlandıran kitaplardan ziyade, daha nötr duygular hissettirecek kitaplarımı taradım. Bazı kitaplara ikinci bir şans verebilecek kadar zamanımın olması da ayrı bir mutluluk tabi.

Kitapları incelerken “Bu kitap bana ne anımsatıyor?” sorusunu sorduğumda bir çok kitap belirli cevaplar üretebildi ancak kara kaplı bir kitap, bu soruya kayıtsız kaldı. “İşte buldum!” dedim. Ancak daha önce okuduğumu anımsadığım bu kitabın neden zihnimde bir imge bir his çağrıştırmadığı da aklımın bir köşesini işgal etti. Bu kitapla olan ilişkime dair goodreads dökümlerimi inceledim ve 2019 yılında okuduğum gerçeğiyle yüzleştim.

O kitap Enis Batur’un okuduğum ilk ve tek kitabı olan, “Kitap Evi”. İkinci okumanın ardından kaç noktadan söz edeceğim.

Bir gün kitabın başkahramanına -Enis Batur’a- bir beyefendiden miras kalır. Beklemediği bir kişiden gelen beklemediği bir mirastır. Mirası kabul edip etmeme noktasında dahi kararsızlıklar yaşamaktadır. Bir gün bu karışık duygular içerisinde, miras işlerine bakan hukuk bürosundan bir görevliyle Dragos Tepesi’ne [1] kendisine bırakılan mirası görmeye gider. Bu miras, 40 bine yakın kitaptan oluşan, sekizgen ölçülerde tasarlanmış fevkalade bir kütüphanedir.

Miras bırakan kişi, ölümü sonrası tüm detayları düşünerek bu mirası düzenlemiş ve baş kahramanımız üzerinde külfet oluşturmayacak bir kütüphane bırakmıştır. Kütüphanenin görevlilerinden, içerideki mimariye kadar, kitap okuma kulübesine kadar her şey kusursuz planlanmıştır. Hiçbir maliyeti olmadan baş kahramana miras bırakılmıştır.

Kahramanımız, mirasın sebebini irdelerken bir yandan da bu kütüphaneyi gerçekten isteyip istemediğiyle ilgili iç çatışmalar yaşamaktadır. Bir çok soru işaretine rağmen, karakterimiz Dragos sırtlarındaki bu kütüphaneyi kabul eder ve işinden izin alarak kütüphaneye kapanır. İçerisinde her gün şaşıracak yeni detaylar bulur. İlk basım eserler, özenle düzenlenmiş raf sistemleri ve farklı mimari yapısı kahramanımızın zihnini kurcalamaktadır..

Ancak karakterimiz, iç dünyasında anlamlandıramadığı bazı hislerden dolayı bir gün kütüphaneyi öylece bırakır ve gider… Sonuç olarak gider… Yani ortalama bir okuru pek de heyecanlandırmayacak bir sonla hikaye biter…

Yukarıdaki satırlarda hikaye dedim… Kitap Evi, kendi kapağında roman olduğunu da iddia ediyor. Farklı tanımlamalarda bulunanlar da var ancak anladığım kadarıyla birkaç türün iç içe geçmesiyle oluşmuş yeni bir terkip… Anlatı diyebiliriz… Monolog diyebiliriz… Hatta otobiyografiye çıkan yönlerini de anabiliriz…

Enis Batur; cümlelerle, okurlarla ve kendisiyle uğraşmayı seven bir yazar. Oldukça üretici olduğu da bir gerçek. Ayrıca bir çok kitabı var. Kitaplarındaki hacimsel fazlalık, eser üretme noktasında farklı yöntemleri olduğuna dair kanaat oluşturuyor. Kendisinden dinlemedik ancak deneysel bir çalışma olarak da kabul edebiliriz. Çoğu okurun içerisine girememesi, net bir doygunlukla kitaptan ayrılamaması da bu sebepten olsa gerek.

Enis Batur, çok üretken ve bu üretimi yaparken de çok fazla çaba harcayan bir yazar. Bu çabanın arkasında inanılmaz bir kitap sevgisi ve edebiyat zevki olduğunu hissettiriyor satırlar… Kitap Evi’ni de Enis Batur’un yazım serüvenin arka bahçesi olarak değerlendirmek yanlış olmaz. Kitaptaki baş döndürücü referanslar, kitaplar ve kütüphaneler hakkındaki oturaklı düşüncelerle birlikte bu kitabın, öncelikle Enis Batur’a çıkan bir yol olduğunu düşünüyorum. Yani okurlar, bu kitapta Enis Batur’u ve kitaplarla olan ilişkisini okuyor. Yani bir nevi Enis Batur kılavuzunu okuyor.

Dipnot
1- Dragos Tepesi, Maltepe ilçesine bağlı, kıyı hattı üzerinde yükselen, Büyükada’ya cepheden bakan bir tepedir.