Alıntılar

Gerçek Kır

“Oktruva sınırı dışında bir cennet var olabileceğini zannetmiş ve başkalarını da buna inandırmak için, asırlardan beri manzum sözün telkin kudretinden yardım dilemiştir. Bu itibarla şairin kırı, olsa olsa kolay süt, ekmek, peynir ve bal temin eden bir çiftlik olabilir ama kır, hakiki kır, sert toprakla sert insanın boğuştuğu bir âlemdir.” -Ahmet Haşim, Bize Göre, Mavi…

Aşk ve Evlilik

“Üstadım Gourmont’un dediği gibi aşk ile evliliği karıştırmamalı. Aşk yabani bir hayvandır. Kanunlar dışında, isyan ve ihtilal dağlarında yaşar. Ancak gece karanlıklar basınca, gizli yollardan şehre girer ve bahçelerin tarhını, ağaçlı caddelerin kanepelerini alt üst eder. İbadethanelerde her gün lanetlenen aşktır. Hükümetler, polis ve jandarmayı ona karşı silahlandırır. Halbuki evlilik, bir şehir müessesesi, bir emniyet…

You break it, you own it.

“Amerika Dışişleri Bakanı Colin Powell, Irak işgalinden önceki aylar boyunca, sık sık çok güç durumlara düşüyordu; bir yandan bütün dünyayı bu savaşın kesinlikle olması gerektiğine ikna etmeye çalışırken, bir yandan da özel görüşmelerinde başkanını kesinkes oraya gidilmemesi gerektiğine ikna etmeye uğraşıyordu. 13 Ocak 2003’te, Beyaz Saray’da baş başa yapılan bir görüşmede, başkasına uyarı olarak şöyle…

İthaf

“Bu kitabı, intihar eden birkaç arkadaşıma ve paranoyadan, şizofreniden mustarip birçok arkadaşıma ithaf ediyorum. Onlar, öyle sanıyorum ki çağımızın (belki de bütün çağların) belâsını en yakından görecek noktaya yaklaşmışlardı.” -İsmet Özel, Waldo Sen Neden Burada Değilsin, Tiyo, S. 7

Anlatımda En Ekonomik Güzergah

“Kadınların, toplam on dakika sürmüş bir olayı bir saatta anlatma yeteneklerine öteden beri hayran olmuşumdur: Ballandıra ballandıra, halka içine halka açarak, ara nağmeleri savsaklamaksızın aktarırlar başlarına gelenleri, tanık olduklarını, duyduklarını. Üstüne üstlük, tek bir kişiye anlatmazlar hikayeyi, değişik arkadaşlarına aktarırken farklı ögeler, değişkenler, çeşitlemeler girer devreye. Erkeklerin çoğu kestirme yolları yeğler anlatırken, ben beterin beteri,…

Kitap Edinme Ritüeli

“Kitap, bir nesne, okumak için bir işlev olarak varlık alanını ve sınırlarını açadursun, ritüel gitgide geriliyor bana kalırsa: İlişkinin pragmatik boyutu gelişirken, simgesel sayılabilecek bir boyutu ufalıp daralıyor. Bizler için, bizden öncekiler için kitap bir karasevdanın objesiydi, onu yalnızca işimize yaradığı gerekçesiyle seviyor değildik, onları işe yarasınlar diye yazmanın ötesinde bir anlam yüklüyorduk üzerilerine. İkinci…

Kitaplar Hep Bekliyordu

“Matbaadan çıkan kitaplar, yayınevinin deposunda bekliyordu. Yayınevinin deposundan çıkan kitaplar dağıtımcının izbelerinde bekliyordu. Dağıtımcının izbe depolarından çıkan kitaplar kitapçıların raflarında bekliyordu. Kitapçılardan çıkan kitaplar okurların kütüphanelerinde bekliyordu. Kitaplar hep bekliyordu. Beklediği yer değiştiğinde mutlu oluyorduk.” -Behçet Bey Neden Gülümsedi?, Abdullah Harmancı, İz Yayıncılık, 2019, sf. 104

Sinekler Türküden Yere Düştü

“Elindeki bardağı yere bırakıp kalktı. Duvardaki divan sazını gördü o an; tellerinde iki sinek geziniyordu. Havaya çizecekleri vızıltıya değişik tatlar katabilmek için, şimdiye dek çalınan onca türkünün tellerde süren vınlayışını ezberliyorlardı sanki. Derken, çaydanlığın fokurtusu geldi perdenin arkasından; berber, sinek vızıltılarının neyi karşıladığını düşünerek suyu ateşten indirdi. Belleğinde uçup duran sinekleri kaynar suya düşürmekten korkuyordu….

Muhterem Efendim…

Dolma kalemi eline aldı. Kapağını açtı. Sol eliyle kapağını sıkarken sağ eliyle yazmaya başladı. ‘Muhterem efendim… Bana verdiğiniz görevi yerine getiremeyeceğimi fark ettim. Haddim olmayarak affımı ve…’ Birdenbire sokakta köpeklerin hep bir ağızdan havlamaya başlamalarıyla irkildi. Köpekler yazacağı cümlelerin içinden bir alev çıkacağını sezmişler de ona engel olmaya çalışıyor gibiydiler. Sanki burda bir çakmak çakacak,…

You break it, you own it.

“Amerika Dışişleri Bakanı Colin Powell, Irak işgalinden önceki aylar boyunca, sık sık çok güç durumlara düşüyordu; bir yandan bütün dünyayı bu savaşın kesinlikle olması gerektiğine ikna etmeye çalışırken, bir yandan da özel görüşmelerinde başkanını kesinkes oraya gidilmemesi gerektiğine ikna etmeye uğraşıyordu. 13 Ocak 2003’te, Beyaz Saray’da baş başa yapılan bir görüşmede, başkasına uyarı olarak şöyle…

Katırcı Nadir

Tanios, kiliseden çıkışta meydandan üzeri ıvır zıvır dolu katırını çekiştirip duran gezgin tacirin geldiğini gördü: “İmansız Nadir de hep ayin bittikten sonra karşımıza çıkar”, dedi papazın karısı. “Vicdanı öyle yüklü olmalı ki, Tanrı’nın evine girmeye cesaret edemiyor.” “Yanılıyorsun huriye kadın, ben hep vaktinde gelmeye çalışıyorum ama katırım istemiyor. Daha çanın sesini uzaktan duyduğunda yerinden kımıldamıyor….

Louvre’dan Çaldığım Heykel

-Şu balık ağını görüyor musun? Baldırların bir kısmını ve çıplak ayağının bir tanesini yarı kapayan balık ağını? Küçük gümüş balıklarının çırpıntısıyla hâlâ yaşar gibi duran bu ağ çoktan eskimiş, yırtılmıştır. Kırmızı bakır rengi çoktan solmuştur. Şu dizlerindeki ağa gülen çocuğu görüyor musun? Çoktan ölmüştür. Ölmeden evvel ihtiyarlamıştır. Bu burun aksırmış, sümkürmüştür. Bu taranmadan rüzgârda güzel…