Trailer Park Boys

Son zamalarda Netflix üzerinden izlediğim efsane yapım. Simpson, South Park, Family Guy, Rick and Morty türevlerinden sonra kara mizah ihtiyacımı fazlasıyla karşıladığını söyleyebilirim.

3 tane sokak serserisinin park yaşantısını ele alan Amerika’nın arka sokaklarından kopmuş bir komedi dizisi.

12. sezonun tamamını izleyerek bir efsanenin daha sonuna gelmiş bulunmaktayım. Ricky, Julian ve Bubbles özelinde tüm kadro Kanada‘ya ve Kanada mizah anlayışına olan ilgimi artırdı. En son Friends dizisini izlerken bu kadar mutlu olduğumu hatırlıyorum. Dizinin son sezonlarına geldiğimde biteceğine o kadar çok üzüldüm ki anlatamam. Sanırım en çok içime sinen, izlediğim diziler arasında en sevdiğim oldu.

Trailer Park Boys‘u sevdiren ise sanırım ki yakaladıkları samimi dildir. Tüm samimiyetiyle ve sansürden, kurgudan uzaklığıyla sanki parkta yaşayan bir grup insanın gerçek hayatına şahit olduk. Dizinin olanca ciddiyetine rağmen, absürtlüğü, eğlenceli oluşu da başlı başına bir paradoks. İzleyiciyi güldürmek gayesi olmayan 3 tane karakterin olağan yaşantısını istem dışı bir şekilde eğlendirici buluyor insan…

Dizi 12 sezonun sonunda bitmesine rağmen, dizinin yapımcıları Trailer Park Boys, USA, Europa ve özel bir şovun da olduğu ilave bölümler çekmiş. Bence gerekliliği tartışmalı da olsa insan Ricky’i biraz daha hayatında tutmak istiyor.

Son olarak bu diziyi unutmak ve hiç izlememiş gibi tekrardan başlamak istiyorum. Bunun için ayların geçmesini bekleyeceğim..

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir